Limon Ağacı: Savaşın Sınırında İki Kadın | Blog

Limon Ağacı: Savaşın Sınırında İki Kadın

Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak senaryolaştırılan ve katıldığı hemen her festivalden ödülle dönen filmde, İsrail paranoyasının ulaştığı en son nokta, yoksul ve yalnız bir kadın aracılığıyla anlatılırken İsrail’in bir iç güvenlik meselesi haline getirdiği “limon ağaçları” da Filistin ile İsrail arasında yıllardır devam eden savaştan nasibini alıyor. Herkesin kendisini haklı gördüğü bu kavgada, en çok yarayı gene taraflar alıyor. Yönetmenliğini Eran Riklis’in yaptığı ve senaryosunu Filistinli gazeteci Suha Arraf’la birlikte yazdığı filmde, iki ülke arasındaki bu zorlu tarih, tarafsız ve eleştirel bir bakış açısıyla yansıtılmaya çalışılıyor.

Bir tarafta; dul, yalnız başına yaşayan ve bahçesindeki babasından kalmış limon ağaçları sayesinde hayata tutunmaya çalışan, onları korumak için tüm gücüyle mücadele eden ve hatta koca bir devleti karşısına almaktan çekinmeyen Salma ve diğer tarafta işinin gerekliliklerini yapmak uğruna doğru bildiği şeyleri görmezden gelebilen İsrail Savunma Bakanı…

Filmdeki İsrail Savunma Bakanı “Babam ne derdi biliyor musun? Ancak Filistinlilerin umudu olduğunda rahat uyuyabileceğiz.” diyebilecek bir sağduyuya sahipken devlet ideolojisinin ve aygıtlarının baskısından kendisini kurtaramayacak bir pozisyondadır.

Geçimini, bahçesindeki limon ağaçlarından sağlayan ve hayattan fazla bir beklentisi olmayan Salma Zidan’ın yaşamı, evinin yanındaki araziye bir villa inşa edilmesiyle alt üst olur. İnşa edilen bu villa, İsrail Savunma Bakanı’na ait olunca Salma’nın limon ağaçları da ulusal güvenliği tehdit eden bir unsur olarak algılanır ve yok edilmelerine karar verilir. Geçmişiyle, kaybettiği sevdikleriyle ve ülkesiyle arasındaki tek bağ olan bu limon ağaçlarını her ne pahasına olursa olsun kaybetmek istemeyen Salma, hakkını aramak için bir avukata başvurur. Savunma bakanının eşi Mira’nın da, verdiği mücadelede Selma’yı haklı görmesi ve gazetelere bununla ilgili demeçler vermesi davayı uluslararası bir boyuta taşır. Filistin ile İsrail arasındaki çözümsüzlük ekseninde, farklı sosyal statülere ve yaşamlara sahip iki kadın da –Salma ve Savunma Bakanı’nın eşi Mira– kendilerini ve hayatlarındaki erkeklerle olan ilişkilerini sorgulamaya başlar. Filmin sonunda ise, limon bahçesi ile villa arasına örülen duvar, Savunma Bakanı’nı da kendi yalnızlığına mahkum eder.

Filistin sınırına örülen duvar, aslında İsrail’in kendisini de hapse mahkum eden bir duvardır.